Ads BLOGLUYORUM

3 Şubat 2023 Cuma

MERHABA

 Uzun bir aradan sonra bloğumu tekrar yayına sokmak istedim. Burada gğncel konular hakkında yazı yazmak için blog açmıştım. Yine güncel siyaset, spor gibi konularda yazmak ve etkileşim kurmak istiyorum. En kısa zamanda yazımı yazıp güncelleyeceğim. Teşekkürler.

18 Mart 2008 Salı

BİZ TÜRK'ÜZ, BİZ MÜSLÜMANIZ..!


Dünyanın başlangıcından beri insanoğlu içindeki varlığın açlığını gidermek için bir şeylere inanma isteği duymuştur. Bu kimi zaman Allah olmuştur, kimi zaman bir obje olmuştur, kimi zaman da bunların hepsinin saçma olduğunu düşünüp, bu düzenin tamamen bir tesadüfe dayandığını düşünen ateistlik olmuştur. Adı her ne olursa olsun bunun adı bir inanıştır. Ve hiç kimse bir insanın bu düşüncesini yok edemez. Değiştirilebilir ama yok edemez. Değiştirilebilir diyoruz, değiştirir demiyoruz. Aradaki farkın anlamı zorla değil güzellikle, incitmeden değil inandırarak. İnanmıyorsa zaten yapılabilecek bir şey yoktur.

Müslümanlığın doğuşundan beri, Hıristiyanlık cephesi Müslümanlığı kabul etmemiş, bununla da kalmayarak “misyonerlik” adı altında Müslümanlığı içten içe yok etmeye çalışmışlardır, çalışıyorlar da. Bir insan nasıl olur da “inandığı, gönül verdiği, uğruna ölmeyi dahi kabul ettiği din olgusunu değiştirebilir” diyorsunuz. Değiştirir. Nasıl? Eğer bugün çocuklarımıza gerekli din dersi veremiyorsak, yazının başında da dediğimiz gibi insanın içindeki varlığın boş olan inanç olgusunu doldurmak isteyecektir. Bunu da fırsatçı olan misyonerlerin sayesinde kandırılabiliyor. Bir başka durum ise; eğer bir insanın soyunda bir başka dinden olan bir insan varsa, bu insanı da çevirmek o kadar zor olmasa gerek.

Şunu anlamak mümkün mü Allah aşkına; sen ülkende din derslerini verdirmeye-ceksin, inancı uğruna başörtüsünü taktırmayacaksın, çocuğunu Avrupalılara özendireceksin, çocuğuna her izlediğimiz filmde bir kilise veya bir din olgusunu empoze edercesine yaptıkları yabancı sinemalarını seyrettireceksin, namaz kılanlara öcü görmüş gibi bakacaksın, ama iş misyonerlere gelince seyirci kalacağız. Burada şapkamızı önümüze alıp düşünmemiz lazım. Biz hangi ülkede yaşıyoruz. Biz bu ülke uğruna, İslam uğruna kanını verenlerin soyundan geliyoruz. Hasta adam benzetmesiyle, kurtuluş savaşı sırasında ülkesini bırakıp kaçan diye yıllarca biz çocuklara yalan yanlış bilgiler vererek, bizi Osmanlı İmparatorluğundan soğutmaya çalışan emperyalistlerin bu yalanlarını ancak büyüyünce anlıyoruz. Sayın Bülent Ecevit bakın ne diyor Osmanlının son padişahı Vahdettin hakkında:”Vahdettin'e hiç hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamış. Bu koşullar altında bile çok önemli işler yaptı. O hain değildir. Bazı hoş olmayan şeyleri mecburen yapmıştır. Kurtuluş savaşına açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul'dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.”

Osmanlı İmparatorluğu zamanından beri elimizdeki avucumuzdakini sömürmeye çalışanların ekmeğine yağ sürmekte olduğumuzun ne zaman farkına varacağız. Bizi bize vurduruyorlar, bizi kendilerine çekmek istiyorlar, geçmişimizi lekelemeye, dinimizi yok saydırmaya çalışıyorlar. Biz hala koyun gibi, onların dediklerini yapıp, onların gösterdikleri yoldan gidiyoruz. İslam dininin en parlak devrinde, medeniyeti, tıbbı, matematiği, feni, astronomiyi ve daha birçok bilimi bizden öğrenen batılı dediğimiz Avrupalılar, şimdi bizi beğenmez oldular. Onlar bize hayranken, şimdi biz onlara hayran olur duruma getirildik.

Biz geleneklerimizle bugünlere kadar sağlam şekilde geldik, yani gelmiştik. Maalesef günümüzde gelenekten bahsetmek mümkün mü? Neden? İzin vermiyorlar. Eskiden dine, ataya, babaya, anaya, ülkeye sağlık duyardık. Şimdi en ufak bir saygı göstergesi yok. Eskiden gayrimeşru kelimesini duymazdık bile veya çok gizli yapılırdı. Şimdi ise çocuklarımıza örnek olacak olan sanatçı kitlesi, göğüslerini gere gere açıklamaktan sakınca bile duymuyorlar. Televizyonlarda, bir ay öncesinden başlayan Noel çığırtkanlığını dünyanın en ücra köşesindeki adını bile duymadığımız ülkelerdeki kutlamaları, ballandıra ballandıra gösteren saygı değer medyamız, sıra, peygamberimiz Hz. Muhammed(S.A.V.)’in doğum gününe geldiğinde, tek bir kare bile koymadan geçerler. Hiçbir müslümanın buna gıkı çıktımı bu zamana kadar, ama söz konusu Müslümanlık olduğunda her haber bir şeriat haberi olur, her program zaplanacak gereksiz bir program olur, her ibadet bir gericilik olur, her eşyası bir siyasi simge oluverir nedense..!

Uyanın artık lütfen. Misyonerlerin oyununa gelmeyelim. Dinimize geleneklerimize sahip çıkalım, Türklüğümüze sahip çıkalım. Biz Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin, biz Osmanlının torunlarıyız. Biz Türk oğlu Türk’üz. Türk olupta bunu kabul etmeyenin zaten soyunda değişik bir soy var demektir. O da istemiyorsa kabul etmiyorsa çıkar gider bu ülkeden..!

TÜRKİYE'nin güzellikleri: Bolu Dağı


Güzel Türkiye'mizin görünmeyen o kadar güzellikleri var ki. Bunları gören gözler lazım tabiki. Bakmak değil görmek lazım. Bu resimde Bolu dağının ve yamacındaki köyü ne güzel görüntülenmiş. Eline sağlık bu resmi çeken arkadaşa. Bakıpta göremediğimiz o kadar güzel değerlerimiz var ki...!
Bu güzel vatanımızın, bu Bolu Dağı gibi o kadar güzide yerleri var ki; biz bunların değerlerini bilmiyoruz. Korumuyoruz, tanıtmıyoruz. Belki daha vatanımızın o kadar ayak basılmamış bakir yerleri var ki bilmiyoruz. Kimbilir belki de bilmesek daha mı iyi olurdu. Orası tartışılır. Çünkü gezmeyi ve öğrenmeyi bilemediğimiz gibi, değerlerini de bilmiyoruz.
Gezdiğimiz yerleri, temizlemeden her tarafı kirli ve pasak bir şekilde bırakıyoruz. Sonraki geldiğimizde ise sanki başkası yapmış gibi kınamayı da iyi biliriz. Aynı şu andaki dünyamızın değerini bilemeyip te, mahvettiğimiz gibi. Bu değerleri bilelim. Yarınlardaki çocuklarımıza temiz ve güzel bir dünya bırakmalıyız.

OSMANLI SANCAĞI'NIN ANLAMI

Sağda: Türk Bayrağı,
Solda; Hilafet Sancağı,
Bayrakların Ortasında Bulunan Eliptik Şekil ve Üzerindeki Kavuk; Osmanlı Hanedanı’nın Bütün Müslümanların (İslam Toplumlarının) lideri (Halifesi) olduğunu
Solda Bulunan Çiçekler; Devletin Hoşgörüsünü,
Solda Bulunan Terazi: Devletin Adaletini,
Solda Bulunan Kitap(Kuran-ı Kerim): Müslüman Türk Devletini,
Sağda ve Solda Bulunan Silahlar; Eşsiz Türk Ordusunu,
Güneş; Türk Osmanlı Devletinin Büyüklüğünü,
Güneşin Ortasında ki Yeşil Yuvarlak ve içindeki Tuğra; Türk ve Müslüman Büyük Osmanlı Hanedanını
Tuğra’nın Altındaki Ay; Devletin Dünyadaki Bütün Müslümanların Bekçisi Olduğunu
Madalyonların Asılı Olduğu Aksam, Köklü Osmanlı Devletini ve Türk kültürünü
Ve En Altta Asılı Olan Madalyonlar; Devletin Çeşitli Milletlerden Olan Halkını
Temsil Etmektedir....

AKBAŞ, KANGAL'IN GÖLGESİNDE KALMAYACAK

İsmini vermeyen bir okurum Akbaş Köpek türü hakkında haber ve bilgi istemiş, ben mümkün olduğunca yardımcı olmaya çalışacağım. Bunun için size bir site ismi vereceğim; "http://www.kangalakbas.org/"
Bağlı Olduğu klüp AKC, UKC, Türkiye Çoban Köpekleri Derneği, ayrıca Radikal Gazetesi'nin bir haberini de bu arada size duyurmak istiyorum:
Radikal 07/01/2008 tarihli haberinden alınmıştır. Bu duyarlı haber için tüm Eskişehir'liler adına Radikal Gazetesi'ne teşekkür ediyorum.

"Sivrihisarlılar heykelini diktikleri, ABD'de üstün nitelikli ırk olarak onaylanan Akbaşlar için seferber. Dernek başkanı Çoban: Sivas'ın Kangal'ı gibi biz de Akbaş'a sahip çıkacağız.

ESKİŞEHİR - ABD'de yapılan bir yarışmada üstün nitelikli saf ırk olarak onaylanan ve yoğun yaşam alanı olan Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine heykeli dikilen Akbaş çoban köpeğinin Kangal'ın gölgesinde kalmaması için çalışma başlatıldı. Sivrihisarlılar, Akbaş'ın Kangal'la karıştırılmasından da rahatsız.
Hollywood yapımı 'Kediler ve Köpekler' adlı filmde rol alan çoban köpeği de Akbaş olmasına rağmen hem Türkiye'de hem de ABD'de 'Kangal' olarak anılmıştı.
Merkezi Eskişehir'de bulunan Akbaş Çoban Köpeklerini Koruma Derneği Başkanı Alaaddin Çoban, "Son yıllarda Kangal'ın popüler bir ırk olması nedeniyle Akbaşlar unutulmaya yüz tuttu. Sivaslıların Kangal'a sahip çıktığı gibi biz de Akbaşlara gereken önemi vereceğiz" dedi.
Akbaş'ın Türk çoban köpekleri arasında önemli yer tuttuğunu belirten Çoban şöyle konuştu: "Bu ırkın yoğun yaşam alanı olan Eskişehir ve ilçelerinde en iyi numuneleri var. Akbaşların anavatanı Eskişehir’in ilçesi Sivrihisar. Akbaş çoban köpekleri ABD'de 1997'de yapılan yarışmada en üstün ırk seçildi. Akbaş, dünyada en çok aranan ve tutulan çoban köpeğidir. Kültürümüzün bir parçası olan Akbaşlara sahip çıkmalıyız.

Heykeli dikilen köpek
Akbaşların sürü koruma ve kollamada dünyanın en yüksek performansa sahip çoban köpekleri olduğunu belirten Çoban, şöyle devam etti: "Akbaşlar köpeklerin cinsi konusunda uluslararası otorite Kennel Club tarafından üstün nitelikli saf ırk olarak onaylandı. Son yıllarda koyun sayısındaki
azalma ve Kangal'ın popüler bir ırk olması nedeniyle Akbaşlar
unutulmaya yüz tuttu. Sivaslıların Kangal'a sahip çıktığı gibi biz de Akbaşlara gereken önemi vereceğiz. Bu amaçla Sivrihisar'a köpeğin heykelini diktik. Çalışmaları daha düzenli yürütebilmek için dernek çatısı altında toplandık. Üretim çiftliğimizde şu anda 10 Akbaş var. En zeki çoban köpeği olan Akbaşların eğitimine de çok önem veriyor, Emniyet ve Tarım İl Müdürlüğü ile işbirliği yapıyoruz. Yazın Sivrihisar'da
uluslararası bir festival düzenleyeceğiz."

Kangal'dan daha cana yakın
Çoban, Akbaş cinsi köpeklerin çoğu zaman Kangal'la bir sayılarak göz ardı edilmesinden de şikâyetçi.
Kangal Köpeği Araştırma Merkezi Müdürü İbrahim Çıtak iki cins hakkında şu bilgileri veriyor: "Akbaşlar Kangal'la benzerlik göstermesine rağmen bazı fiziksel özellikleri ve vücut yapılarıyla ayrılırlar. Sivas yöresinde Akbaşlar yetiştirilmemesine karşın çok az sayıda bu cinslere rastlamak mümkün. Akbaşlarla Kangallar Ağız yapıları, kulak boyları, kafa renkleri ile tamamen birbirinden farklı bir özellik gösterirler. Akbaşlar daha çok Eskişehir yöresine ait bir türdür. Kangal'a yapı olarak Kars bölgesinde bulunan köpekler de benzer ama ırk olarak aynı değillerdir."
Cumhuriyet Üniversitesi Kangal Köpeği Araştırma ve Yetiştirme Merkezi Sorumlusu Veteriner Hekim Yusuf Ziya Oğrak ise şunları söylüyor: "Akbaşlar ile Kangallar tamamen ayrı birer ırk. Biz bunu genetik olarak da tespit ettik. Akbaşlar daha çok Batı Anadolu Bölgesi'nde görülen ve bu bölgelerde yetiştirilen köpek türü. Kangal ise Orta Anadolu Bölgesi'nde yaygın. Sivas'ta yetiştirilenlerin tamamına yakını Kangal köpeğidir."
Eski Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere de şu bilgileri veriyor: "Literatürde Kangal diye bir ırk geçmiyor. Akbaş yani Kangal diye anılan köpekler 'Shaepperd Dog' denilen çoban köpekleridir. ABD'deki köpek cinsleri sürüleri vahşi hayvanlardan koruyamıyor. Bu nedenle bu iş için buradan köpek alıyorlar."
"